Kelebeklerin uçmadığı, rüzgarın esmediği bir bahar düşünülemezse, inişlerin, diplerin ve de çıkışların olmadığı bir hayat ve gerçeklik de olamaz. Gerçekliğin içinde kaybolmak ya da dipsiz kuyularda boğulmanın yerine güzel bir nefes alıp, her şey olması gerektiği gibi demek sanırım en güzeli.

Evet, insanız ve insan olmanın en büyük erdemi de affedebilmek, affedebilmek ve de boşluklarının farkına varıp onları kendin doldurmak, ya da dolgu maddeleri ödünç almak. Sanal bir sakinlikten, sanal bir öfke patlamasına oradan üzüntüye, kırgınlığa ve dönüp dolaşıp kendime geliyorum.

Kendime dair notlarımda, o çocuksu tarafımı kucaklamak, akıllı tarafımı ödüllendirmek, iç sesime kulak verip, kendime vermem gereken zamanı veriyorum. Bu süreçte yanımda, yakınımda, başucumda kalanlarla yola devam edeceğim.

Biraz çay içeceğim, biraz kahve yapacağım, biraz terleyeceğim ama her süreç gibi bu da geçecek ve gerçek sakinliğe ve huzura ulaşacağım. Attığım her adım için kendimi tebrik ediyorum, hatalarımı ise affetmeye hazırım.

 

Radiohead – Present Tense