İnsan değişiyormuş da karşındakini değiştiremezmiş. Aslında miş demek abes olur, biliyordum ve biliyorum.

Bundan sonra yatağıma gene yalnız ama bu sefer düşünülmediğimden mütevellit gözyaşlarıyla gitmeyeceğim. Ay tutulması yeni şeylere sebebiyet verirmiş, belki de bu da benim başlangıcım, merhaba yalnızlığım. Tekrar merhaba.

Hayatta tek istediğim ben bir şey istemeden, benim istediğimi karşımdakinin de bir an olsun isteyip, aynı anda o anı yaşabilmekti. Bu bencilce ya da kontrol deliliği değil, sadece anı paylaşmak. Ve gördüm ki, gene ben o anı bu insanla yakalayamıyorum.

Kalbim çok kırık. Kızgınlığımdan ya da düşüncesizliğimden, yaşadıklarıma saygısızlık edecek hiçbir şey yapmadım ve yapmam. Yatağımda, sessiz sedasız, bu değişimin bana ne kapılar açacağını düşünerek ağlıyorum. Son kez olmasını dilediğim ağlamamdan oldukça zaman geçmişti, kendime verdiğim gene bir sözü tutamadım ve göz yaşlarım bana dost oldular bu gece. Merhaba.

Benimle ne zaman buluşacağının stresini yaşamak istemiyor ya, doğrudur. Bazen o kadar seversin ki, o stres olmaz. O istek olur, görmek istersin, koklamak istersin, sadece elini tutmak istersin, ya da stres olur sana, ay olur, of olur, aman olur. Suçlayamam ki.

Rahat olmak istiyor ya, ne kadar doğru. İnsan sevdiğini görmek istediğini çekinmeden, suçluluk hissetmeden, üzülmeden, kırılmadan söylemeli. Zaten bilir ki, o da onu görmek ister, her güneş doğuşunu ve batışını beraber izlemek istediği gibi. Bir gün istemedim ne olacak, bir gün buluşmadık ne olacak, bu cümleleri duyarsın, sonra kendini suçlarsın. Ama aslında suçlanacak bir şey yoktur,  farklıdır sadece, senden farklıdır.

Bazen işte, istemez. İstememesi de her gün seni öldürür öldürür öldürür ve sonunda sevginden yemeye başlar.

Ben o noktaya gelmek istemiyorum. Aylarca büyüttüğüm, gözüm gibi baktığım, bazen yoğunluğundan hatalar yaptığım sevgim ve kalbime sahip çıkıyorum.

Son kez ağlayarak uyuyorum, ve biliyorum ben her şeye sahip çıktım.