En çok neyi özledin dedin, konuşmayı dedim.

Sonra düşündüm bugün, evet konuşmayı ama sanırım en naif olanı da sırtını kaşımaktı. Küçükken annene kaşıttığın gibi, koca adam olduğun halde o duygulara benzer, sevgiye ve şefkate aç gözlerinle bana “sırtımı kaşır mısın?” dediğinde hep göremediğin içimde kocaman bir gülümse oluşurdu. Gülerdim, gülümserdim naifliğine. Sevinirdim bu kadar savunmasız bırakışına. Bu çünkü tamamen saf, çocukluktan kalma bir istek bu.

En çok konuşmayı özledim evet, doya doya, düşünmeden, ilk zamanlardaki gibi kıkır kıkır gülerek, şarkı söyleyerek yatağa gittiğim günlerdeki gibi. Uzun sohbetleri özledim, ne oldu ne ara uzaklaştık, bilmiyorum. Geçen aylar sanki seneler gibi geldi.

En çok konuşmayı özledim, sevgilim. Eski sıfatı sana yakışmıyor. Sen hep sevgilim olarak kal.

Gel, olur mu?

Everything You Never Had Pt II – Andreya Triana