İçim içimden geçmiş, içim birbirine girmiş, içim iç olmaktan çıkmış. Ummakla yapmak arasındaki o ince çizgide kaybolmuşuz. Umarım, umuyorum, umdum ve umacağımla devam etmek çok zor.

Bıraktığım yerde bulacak mıyım? Gözlerimi ayırmadan gökyüzüne bakıyorum bir yandan umarak. Her şey geçecek mi? Evet diyorlar, geçecekler, o ince çizgiden kaybolmuş halden çıkılacak. Peki istiyor muyuz? Peki istiyor muyuz tüm bu ince ince işlenmiş patika yolu bırakıp gitmeyi? İçim içinden geçse bile, biliyor, görüyor, daha da zor oluyor. Elinden kaymış, artık, kendi yoluna girmiş, kendi yolunda kavrulmuş o. Başka hayaller, başka eşliklerle devam edecektir. Durduğum yerde, içimle başbaşa, içime laf geçirtemiyorum, pişmanlık silsilesi ve daha iyi ne yaparım azmiyle, birbirine dolanmış duygular.

Evet, o uzaya göndermek istediğim koca geçmiş. Koca geçmiş, sadece zaten geçmiş diye geçirtsek, ve önümdeki galaksilere gözümü diksem. Ama oradaki tüm gezegenler senin ve benim olsa. İkimizin.

İçim içimden geçmiş. İçimi kimse bilmez, içimi kimse anlayamaz. İçimi kimse çözemez. Gözlerimin altı karardıkça içim de kararıyor. Bu umutsuzluktan çıkıyorum, terkediyorum umutsuzluğu. Tek tutunduğum şey ise, sevgi. İşte o naif kalan taraf.

Gitme.