Senin, onun, şunun hatta bunun ne kadar bildiğiyle ilgilenmeyeli haylice vakit geçti. Bana her sorduğun, bana her sorduğunuz, bana her sordukları soruya bilmiyorum diyecek kıvama geldim. Bu kıvama gelene kadar fazlaca yalan, zıvırtı dinledim. Cebime doldurduğum senelerimi ve de kulak memesi kıvamındaki deneyimlerimi ciğerlerimden atalı oldukça oldu. Bildiğim tek bir şey var ama onu da sana söylemeyeceğim.

Şimdi kulaklarını tıkama zamanı geldi çünkü zaten söyleyebileceklerimi duyamayacaksın. Tanrı tanrı olalı hiç bu kadar zalim olmamıştı, hiç farkettin mi? Belki hayır çünkü sen de benim gibi bilmiyorsun. Ben de bilmiyorum. O halde ki biliyor sorusunu tamamen tedavülden kaldıralım.

Gel seninle oynamadığımız kadar oynayalım, hiçbir şey bilmeden! Hiçbir şey bilmediğimiz gibi görmeyelim, duymayalım, hatta aptalca, salakça gülelim ve de gülüşümüzü bile duymayalım. Çünkü ben bilmiyorum, tıpkı diğerleri gibi, tıpkı kıçımı donduran soğuk gibi, havadan sudan farkım yok benim.

Ben de bilmiyorum, tek bir şey haricin ve sen onu zaten hiç bilemeyeceksin. Hayır, seninle kafa bulmuyorum zira kafam vücuduma ağır, nefesime hafif geliyor.

Corinna Rose – Amanda